|
Bülent Atlas 1
Mayıs günü 19:00’da Malatyaspor’la oynanan ve 2-2
berabere biten lig maçı için “tatsız tuzsuz lig maçı”
ifadesini kullanmış. Ben bu ifadeye katılmıyorum. Hatta
diyebilirim ki, Malatyaspor maçı bu sene en çok keyif
aldığım maçlardan biriydi.
Tanıyan, ALKARALAR’ı
düzenli takip eden arkadaşlar Diaspora’da, İstanbul’da
yaşadığımı bilir (Daha doğrusu buna yaşamak değil de
“ikamet etmek” diyelim). Arada sırada, ayda bir
Ankara’ya gelmeye çalışırım. Bu ziyaretlerimi de
maçların olduğu günlere denk düşürmeye çalışırım. Bu
sene izlediğim maç sayısı 12, Malatyaspor maçı bunların
en sonuncusuydu ve diyebilirim ki en çok keyif aldığım
maçtı.
Cumartesi günü Ankara’da güneşli, güzel bir gün vardı.
Sabahtan Alkaralar’ın müdavimlerinden Cem bey ve Barış
Karacasu beyle buluştuk. Öğleden sonra büyük olay vardı.
Necdet abi, namı diğer POLATLILI Alkaralar’daki
yazılarını bir kitapta toplamış. Cumartesi günü de
imzalayıp Alkaralar’a hediye edecekmiş. 15:30’da, Ankara
Üniversitesi’nin almak istediği, eskilerin Denizaltı
diye bildiği Kulübün Maltepe’deki lokaline gittik.
İstanbul’dan gelen bir tek ben değildim. Nevzat abi,
Mehmet Aykut abi de gelmişler. Yanlarında da iki sürpriz
isim. Londra’dan –yani asıl diasporadan- Akşit Özkural
da vardı. Bunun da ötesinde
“Kadıköy’deki 78 yaşındaki Gençlerbirlikli delikanlı”
Rahmi Kalaycıoğlu da yanlarındaydı. İmza
gününde Lokal’de hoş muhabbetler oldu. Muhabbet aslında
sabahlara kadar sürerdi, ama takımımızın Malatyaspor ile
oynayacağı lig maçı vardı. Tribündeki yerlerimizi almak
üzere 19 Mayıs Stadyumu’nun yolunu tuttuk.
Şimdi ben bunları niye yazıyorum? Böyle zevkli geçen
dakikalardan sonra, Fenerbahçe – Galatasaray maçını
izlesem bile zevk alırdım. Durum böyle olunca, daha iki
takım sahaya çıkmadan maçtan keyif alacağımız belliydi.
Özgür Dirim Özkan |