CUMHURİYET- Dergi
6 Haziran 1999 Sayı - 689

 

 


Selahattin Pınar'dan Sadettin Kaynak'a tüm Bestekarların notalarını yayımlıyor

Rahmi Kalaycıoğlu.Hem de kendi imzalarıyla... beşinci cildin hazırlıkları sürüyor 38 yıldır süren

bu uğraşın amacı gençliğe bu musikiyi sevdirmek.Kıl oldum abilere bir son verebilmek.

Külliyat da kimler yokki! meraklısı için tam 75 bestekardan 1088 nota ve güfte

Şarkılar artık kaybolmayacak

    Kadıköy, Altıyol!a doğru çıkan söğütlüçeşme Caddesi boyunca yürüyerek Aktaş elektirik binası' nın solundan Siftah Sokak'a girin küçük kırmızı bir tabelanın işaret ettiği Siftah apartmanı'nın 1 numaralı dairesi.Kapıyı 30 lu yaşlarında bir kadın açıyor

   Etraf, "Türk Musikisi Bestekarları Külliyatı"ciltleri ve fasikülleriyle dolu .Rahmi Kalaycıoğlu Üstü kitap ve fotoğraflarla dolu bir masanın başında oturuyor.Önünde Cumhuriyet kitap eki...Masanın arkası Türk Sanat Müziği kokan kitaplar tarafında işgal edilmiş raflarla örülmüş . Atatürk posteri ve 1996 tarihli Zeki Müren takvimi,Rahmi Kalaycıoğlu' nun Açtığı sergilerin fotoğraflarıyla çevrili duvarlara asılı duruyor,

  Rahmi Kalaycıoğlu 38 yıl emek vererek 75 ünlü bestekarın 1088 nota ve güfte eserini 75 fasiküllük dört ciltte toplamış

   Bir yandan kuşburnu çayını içerken bir yandan da külliyatından bahsediyor. 73 yaşında. yüzünden yılların izi okunuyor. 1926 yılında Beypazarında doğmuş. 5 yaşında Ankara'ya taşınmış.Yüksek Ticaret Mektebin' de okumak için 1945 yılında İstanbul a gelmiş,

     Mektebi bitireceğime yakın İstanbul Radyosu açıldı.Bana orada bir görev teklif edildi,mali işlerle beraber muhasebe ve idari işler de yaptım.Zaten medya olarak İstanbul Radyosu,İstanbul Üniversitesi,  Vilayet ve belediye vardı, benim onüç sene kadar hizmetim oldu radyoya

    1960 - 63 yılları arasında İstanbul Turizm Müdürlüğü görevini üstlenmiş. Bu arada külliyata yer verdiği bestekarların bir çoğuyla tanışma fırsatı bulmuş. Külliyat fikrini 1959 yılında bestekar Mustafa Nafiz Irmak Çamlıtepeye açmış.

    O da mali bakımdan sıkıntılıydı. Çok iyi olurdu. dedi Bu notalar basılırsa iyi olur, ileriki tarihlerde, gelecek kuşaklara güzel bir şey kalmış olur.dedi . Beni teşvik ettiler ben de dedim ki, bunların baskısına girerim ancak gerçekten müzisyenler kimseye nota vermezler, bu konuda çok hassastırlar

    "Bunları imzalar, bunlar doğrudur, kontrolümden geçti, derlerse bende böyle bir işe teşebbüs ederim, dedim.Tabii, dedi memnuniyetle,"

   Notalar alınıp uzman kişilere yazdırılmış sonuçta bu çaba bugünlere kadar ulaşmış Kalaycıoğlu, Cumhuriyet döneminde 75 bestekarın notalarını aynı metot üzerine kendi müsaadeleriyle, yazılarıyla yayımladığını söylüyor."Bu iş, bir devlet yayını gibidir, Kültür Bakanlığı yayını gibidir kişisel imkanlarımla.İcabında çoluğumun çocuğumun rızkından kesmek suretiyle bugün ciddi bir hale geldi.

  5. cildin hazırlıkları sürüyor ölünceye kadar devam edeceğim.Benden sonrada eşim, kızım sürdürecek, bunun sonu yok ."

   Bulunmaz imzalar

    Selahattin Pınar'dan Sadettin Kaynak'a kadar tüm bestekarların notalarını kendi imzalarıyla bugün'den sonra hiç kimse bulamaz, yayınımız kültür kağıdından devam ediyor, haftalık dergiler çok lüks kağıtlara basılıp atılıyor.Fakat biz böyle kalıcı yayını maalesef bu kağıtlarla idare ediyoruz."

   40 yıldır devam eden bu maceranın nicesi neye dayanıyor? Müziğe ilgi nereden geliyor? Rahmi Kalaycıoğlu anlatıyor .

    "Çocukluğum Ankara'da geçti .O zamanlar Ankara'da 34 - 35 bin kişi var  Sarıkışla'yla aramızda aramızda 500 metre mesafe.Karşımızda askeri alay, sabahları saat 6.30 da borazan çalar, asker ayağa kalkardı. Bandolar çalar filan...O bando bizi çok etkilerdi 30 - 40 kişilik bando heyetinin başındaki yüz başının elindeki sopayla bizi Ulusa kadar götürdüğünü hatırlıyorum.Kaç defa 3 - 5 çocuk gitmiştik.Ankaralı olmanın kazandırdığı sanat ve halk müziği sevgim var. O nedenle külliyat fikri ortaya çıkınca, ileriye dönük bir hizmet olur düşüncesiyle bu yıla kadar geldik."

     Külliyatda kimler yok ki. Birinci ciltte Cevdet Çağla'dan Sadettin kaynak'a, Selahattin Pınar'dan, Zeki Müren'e, Melahat pars'tan, Yesari Asım Arsoy'a, kadar bir çok bestekar var, İkinci ciltte ise, Şekip AyhanÖzışık, Avni Anıl, Arif Sami Toker, İsmet Nedim Saatçi gibi isimler var Üçüncü cildin bestekarları arasında  Zeynettin Maraş, Gündoğdu Duran, Gültekin Çeki, Mutlu Torun gibi kişiler bulunuyor. Dördüncü ciltte Teoman Alpay'dan Rıdvan Lale'ye, Zekai Tunca'dan Erdoğan Berkere kadar uzanan toplam 15 bestekar var.

   Bestekarlar arasında Münir Nurettin Selçuk yok,O'nu artık imzasız yayınlayacağız herhalde.Kızıyla konuştuk, bir de Timur Selçuk'la konuşacağız  Bestekarların tüm eserlerini basamadık. Bir Sadettin Kaynak'ın 1000'i geçkin bestesi var, biz sadece 14 tanesini basdık. Hepsini bassak toplam 28 bin tane sözlü eser eder.Bunu daha TRT bile yapamadı 35 yıl sonra 250 tanesini içiren bir kitap yayımladı, İkincisi hazırlanıyormuş. Tabii TRT'de 6 bin kişi var.Para var ,  arkasında devlet gücü var.Bizim ciltler topla 20 milyon lira

         Besteleri neye göre seçtiğini soruyoruz.

    "Esas seçimi bestekar yapıyor.En meşhurlarından üç beş tane koyalım, bir kaç tane de az duyulmuş, İki üç tane de yeni bir şey koyalım diyorum tabii bestekarlar, bunlar benim evlatlarım hangisini seçeyim,diyor"

   Günümüzde alaturka musikisinin, kendi alıştığından farklı olduğunu söylüyor.

    Dünya değişiyor, diyorlar.Musikinin de temeli var.Örneğin Bir bahar akşamı rastladım size ' manasıda güzel, müziği kendiside. İlhan-ı aşkını ifade ediyor. Cumhuriyet dönemi öncesi Bestekarları Dede Efendi, Hacı Arif bey ve şevki beyda güzel.Bir seride onlardan yazacağım iki cilt kadar.30 tanesi seçilmiş vaziyette.

   Onların notaları hazırlanıyor sadece notalarıyla değil, bulabildiğim fotoğraflarıyla, biyografisiyle yayımlacağım, Nerede doğmuş, nasıl ölmüş, yattığı yer neresi."

     Yeniler değişik şarkılar yapıyor, ama gençliğin hoşuna gidiyorsa yapılsın diyor Rahmi Kalaycıoğlu

    "Gençlik bu musikiyi sevmeye başlasın yeter ki gençlik "kıl oldum abi" demesin, bunlar musikide değil, sibel can çok güzel bir hanım.Ama o kadar okuyabilir.Avşar kızı, Hülya Avşar...Bunlar işin tiyatrosundalar. Türk Sanat Müziği okudukları için teşekkür ederim

    Eğer bunu türk sanat müziği kabul ediyorlarsa öbürküsünden iyi."

    Yeni dönem popcuları iyi bulmuyor

  "Geçen mecliste konuşuyorduk. Dedim bunların hepsi 20 kişi. Yarısı vergi kaçırıyor.Hepsinin arkalarında dosyalar var.Maliye peşlerinde.Erkekleri on tanesinden 5 tanesi askerden kaçıyor, böyle bir karmaşa.Eskiden böyle şeyler yoktu. Ter temizdiler

   Rahmi Kalaycıoğlu etkilendiği alaturka eserlerin sayısının çok olduğunu söylüyor."En çok sevdiğim bestekar Teoman Alpay, Onun samanyolu ve kıskanırım' ı...bir kaç tane daha sevdiğim bestesi var En şahanesi tabi Selahattin Pınar.

Pınar ve Kaynak

   Selahattin Pınar'ı kendi fasikülü için yazdığı ön sözü okuyor.

   Rahmi Kalaycıoğlu cidden güzel ve hayırlı bir işe girdi. Bir gün gelecek şarkılarımız belki de tamamen ortadan kalkacaktı. Ezberledim artık. Türk Musikisini devamı sanki benim teşebbüsüme bağlayan bir yazı. Bu çok enteresan bir şey. Yani size daha açık söyleyeyim. Sayın Demirel bana 5 tane kağıt yazacağına böyle, bir tane Selahattin Pınar yazsın.

   Eşi Nuriye Kalaycıoğlu giriyor araya. 6 senedir tanışmışlar. Rahmi Kalaycıoğlu 'nun yanına yardımcı olarak girmiş. 2 senedir evliler.

   Senin lafını da böyle koyacaklar ha
   "Koysun ya sanatçı başka yönetici başka"

   Tekrar beğendiği beste ve bestekarlara dönüyor.
   "Tabi Sadettin Kaynak en büyükleri eser sayısı en çok olan kişi Selahattin Pınar'da dantelle işlemiş müziği. Beste sayısı az 175 tane. On tanesi güzel olmak şartıyla yeter de artar bile bir bestekara. Bazıları vardır , TRT,den 300 adet bestesi geçmiş.Ama kimse bilmiyor, şarkıyı tanıyan yok, dinleyen yok, çalışan yok. Bir bahar akşamı rastladım size, Selahattin Pınar'ın güzel bir bestesi. Gültekin Çeki'nin Eski Dostları var.Külliyatı için uğraşırken bu bestekarların hepsi hayatdaydı. Şimdi 32 si öldü.Kimisi erken kimisi geçti. Hepsiyle karşılaştım,Her birinden 2 -3 tane hikaye anlatacak olsam, 225 tane olur."

    Birden geçmişe dönüyor Rahmi Kalaycıoğlu.Selahattin Pınar'ı anlatmaya koyuluyor

     "Selahattin Pınar, son derece ciddi, dikkatlice konuşan biriydi, Çok temiz giyinirdi.Kravat ve gömleği, elbisenin laciverti, yerine ve zamanına göre titiz bir üstattır yani."

    En çok kürdili hicazkar eserleri seven pınar, 6 şubat  1960 cumartesi günü saat 19:35'te kadıköy' deki todori lokantasında yemek yerken kalp krizi geçirerek vefat etmiş.Rahmi Kalaycıoğlu' nun dudağından nameler dökülüyor hicaz makamındaki aksak usul "Bir bahar akşamı rastladım size" nin son derece akıllı ve musikide yeteneği olan kişi, diyor Sadettin Kaynak için

      "Sadettin Kaynak'la tanıştığımızda yatalaktı.Akıl, kafası, her şey yerindeydi. Yardımcısı vasıtasıyla kalkıyor ve konuşabiliyordu.Külliyat fikrini de duyunca o da çok duygulandı.Felçli olduğu için fazla yazamamış.Önsözü de o söyledi ben yazdım. Hasta dönemine rastladığım için 3 kez falan ancak konuşabildik. Atatürk'ün çok sevdiği insanlardan biri. Sık sık toplantılarda bulunmuş , güzel şarkılar bestelemiş, yazmış etmiş."

    İstanbul Taşkasap lı Sadettin Kaynak'ın bestelerini sıralıyor tek tek. Doğuyor Ömrüme" , "Bahar bitti güz bitti", "son ümidimde bitti" ve güftesi Vecdi Bingöl'e ait 1932 yılında beyoğlu'da bestelenmiş muhayyer, düyek usulü "Çile Bülbülüm Çile".

   Teoman Alpay

    Samanyolu'nun bestekarı Teoman Alpay'a geliyoruz söz

 "Benden 2 - 3 yaş küçük tü. 1960'larda o da Ankara Radyosun da şeflik yaptı. Sağlam bir adam.Bir ara çok içti. İçmek güzel bir şey esasında ama dereceli içmek lazım.Eğer teoman içmeseydi bu şarkıları yapamazdı."

    Nuriye Kalaycıoğlu, Sadettin Kaynak içmiyordu diyor.

    "Dini bütün bir insanmış, yüksek okul mezunuydu.Çok kültürlü bir adamdı. O içmeden de çok güzel şarkılar yapmış."

    Neyse, deyip Teoman Alpay'a dönüyor yeniden.Biraz heyecanlı biraz da çoşkuyla anlatıyor.

    Benim en sevdiğim bestekarlardan bir tanesi.22 tane şarkısını koydum külliyata, 20 tanesi kral şarkı. 'Nasıl geçti habersiz', 'At kadehi elinden'...Hep içki üzerine ama sevginin en güzellerini yazdı.

  Eşi tekrar söze giriyor.

    "İçkiyi kullanmayan fazla.Ne gerek var bu kadar içki üzerine konuşmaya."

   "Bir ara içkiye çok alışmıştı.Neyse düzene soktular.O nu seven çok yakın bir dostu. Biraz himayesine aldı.Şimdi durumu çok iyi.Hem çalınan şarkılardan aldığı hasılat açısından iyi, hem de annesinden kalan o arsa çok kıymetli bir arsa, denize cok yakın ona beş katlı bir bina yaptı.Üçüncü mütahite verdiyse ikisi ona kaldı.Şimdi rahatladı."

Yesari Asım Arsoy

    Anılar arasında Yesari Asım Arsoy var .

  "Rahmetli 90 yaşına kadar yaşadı. Son derece akıllı, zeki bir insandı.Musiki onun yaşam biçimiydi.Musikiyle hep iç içeydi  İstasyonda yalnız başına oturup müzik terenüm ederken beste yapardı.Çok değişik kuvvetli, hareketli eserleri var. Bana derdi ki:

  "Rahmi bey, siz başbakan olmalıymışsınız Niye hocam derdim.Sen çok ciddi, söylediğini virgülünde.Saatinde yapan birisin derdi."

    Dr Bülent Günden , Milli Musikimiz dergisindeki yazısında, Yesari Asım Arsoy için şunları söylüyor:

    "Dinlediğim plaklarda sesler arasında bir tanesi beni  çok büyülerdi. O okuyuş, o ses, kulaklarımızdan gitmez, tüm benliğimi sarardı. Bu üstat ileride hayatımın akışını tesir edecek. Yesari Asım Arsoy'du. 1954 yazında, bir akrabası vasıtası ile Erenköy'de tanıştı. Kendi isminin koyduğu  "Sahray-ı Cedid Dar-ül İlham Yesari Arsoy!u  Yaşatma Derneği'nde eserlerinin meşk ederken, ruhu hep bizlerle oluyor."

   Yesari Asım'ın besteler arasında "Perişanlar Saçlarım, Aşkımın Ağıdıdır", "Al Goncayı Veremedim, Yar Yüksekte", ve sahilde, O Hoş Buselerimi Aldığım Akşam" gibi eserler yer veriliyor.

Arif Sami Toker

   Rahmi Kalaycıoğlu' nun tabiriyle "Zamanımızın Dede Efendisi'ne " geliyor sıra

   "1900'lü yılların Dede Efendisi derler Arif Sami Toker'e. Yani şurada araba arıza yapsın, ondan çıkan sesi burada notaya döker. Fakat işte belki de özel yaşamındaki sağlıksız hareketler, iki üç defa evlenmesine vesile oldu.Anadolu turlarına çıkıp para kazanma sevdasına düşüp. Tahsili yoktu. Askerdeyken gelip şarkı okumak pek caiz değildi. Bu nedenle İstanbul Radyosu'nda okuduğu zamanlarda parayı verebilmek için Çoşkuner soyadını ekledik adına. Sevdiğim bir insan dır. Çok da talebe yetiştirmiştir. Fakat sünnet düğünlerine, o düğünlere bu düğünlere para kazanmak gayesiyle gitti .

   Esasında Arif Sami kendini bir çekseydi başkaları gibi kenara, onunla görüşmek kolay olmazdı. Üç beş sekreterden geçtik ten sonra anca."

 Gültekin Çeki

    Ve "Eski Dostlar". Bestekarları Gültekin Çeki. Yürük semai usulü rast şarkının güftesi Hayri mumcu' ya ait.

      "Gültekin Çeki, çok beyefendi insanlardan biridir. Spor ve Gençlik Bakanlığı'nda müsteşar yardımcılığı yaptı. bir yerde bürokrattır. Şu an da Antalya'da, bir ara Antalya Spor Kulübü'ün başkanlığını yaptı. Son derece iyi dostluğumuz olan pek sevdiğim bir kişidir. Müsteşar yardımcısıyken gece olduğunda beni çağırın okurum, demişti. Eski dostlar çok mkalıcı bir eser değilmi? Eski dostların notasını tebrik kartına yazdım  Antalya'ya yolladım. Hemen bana mektup yazdı.Çok gururlandım, dedi

Zeki Müren

   Alaturka musikisin' deki yolculuğumuz Zeki Müren'le sürüyor. O nun Türk Sanat Müziğine ne getirip ne götürdüğü çok tartışıldı. Büyük larousse ta onun için şunlar yazılıyor.

    "Yaklaşık 40 yıl boyunca parlak ününü korumayı başardı. Diksiyona verdiği büyük önemle 'Alaturka' cıların çok büyük bir bölümünün etkiledi. 'Alaturka'ya tango şarkılarının uslübunu ve sahne disiplini getirdi."

         Rahmi Kalaycıoğlu Zeki Müren'i şöyle anlatıyor:

    "Zeki Müren çok enteresan, onu etraflıca konuşabiliriz, ben onu radyoda her hafta görüyordum. Külliyatı için Feriha Tunceli'ye beraber şişli'deki  Müren apartmanına gittik. Apartmanı vardı. O zamanlar apartman almak ne demek ti. Herkes 150 liraya ayda çalıştığı zaman o apartmanı alıyordu.

 Feriha, Zeki ve ben üçümüz salondaki büyük halının üzerine oturup bağdaş kurduk. Notaları ve fotoğrafları getirip halıya serdik. Seçiyoruz filan hayat hikayemi' de bir kaç gün sonra veririz dedi, izin için yazıyı yazdırdım. Ondan sonra dedim altına bir imza at. Bak dedi Kalaycıoğlu çok güzel bir iş yapıyorsun. Ben imza atmadan evvel konserci gelir masanın üstüne parayı koyar imzayı ondan sonra atarım. Ama size hemen atıyorum. Ben de sağolun teşekkür ederim, size de bir yüzde 20 filan vereceğim, dedim. Yani 1, 5 liranın yüzde 20 si 30 kuruş. gerek yok dedi.

   Kimileri onun bazı bestelerini  şükrü pınar yapmıştır falan, filan diyor. Söylenir, bazı şeyler olabilir, mühim değil, mademki birisi çıkıp benim demediğime göre onundur."

     Rahmi kalaycıoğlu hayıflanıyor. Kısa bir süre içinde çıkardığı Milli Musiki dergisi yerine. Zeki Müren mutfakta patlıcan kızartıyor, Zeki Müren ayakkabılıkta ayağını silerken diye kitap çıkardıysam bir kaç milyon satardı diyor.

    "Zeki Müren için bir kitap düşünüyorum esasında. Ama ciddi. Yazıldı bir kaç tane ama roman gibi yazıyorlar. Bir gün onunla sarhoş olan iki adamın anlattıkları yazılmaz. Zeki Müren'i Fahrettin Aslan anlatabilir. Ona para vermiş, kadrosuna almış, beraber çalışmış.

    Zeki Müren'in  öldüğü günün akşamında 20 senelik avukatıyım diyen bir adam 'Zeki Müren hiç içki içmezdi' diyor. Zeki Müren program bittiği zaman bir viskiyi yarım saatte içerdi.Demek o viskiyi içki saymıyor Böyle yalan dolan hikayeler anlatıyor. Zeki Müren'in ağzından iş lafı çıktığı zaman mutlaka yapardı. Şimdikiler gibi kıvırmazdı. Bir çok tenkit edilen yönü vardı. Ama sözünün eriydi.Kaprisler olmuyormu oluyor.

   Mesela Fahrettin Aslan belki sıkıntılarını çekmiştir. Kafaya çekerek gelmişse o gün belki ters şeyler söylemiştir, içkisi de belliydi. Programda halkın karşısına çıkıncaya kadar masaya çekilir, masanın bir köşesinde beklerdi. Zeki Müren'i şimdiden unutmaya çalışıyorlar. Yeniler çıkıyor, taklitler çıkıyor. Zeki Müren Türk musikisinin en iyi okumuş bir insan. Duyarak, insanların sevdiği şekilde. Onun için Zeki Müren unutulmaz.

    Bir anısını tazeliyor Rahmi Kalaycıoğlu.

  Zeki Müren de orada okuyor o gece. Emin Yayman, esas gazinocular kralı oydu. Fahrettin Aslan da onun yardımcısıydı. Yani ortağıydı. Biz Emin Yeyman la konuşuyoruz Tabii Zeki Müren her yarım saatte bir sahneye elbise değiştirip çıkarıyor. İkinci çıkışı mıydı neydi. Bana baktı "Rahmi bey görüyormusun halimi, şapır şapır ter damlıyor, Çok kolay kazanıyoruz zannediyorlar'  dedi."

    Bestesi ve güftesi Zeki Müren'e ait olan düyek usulü hüzzam şarkı "Bu hazan yine kalbim"çalıyor şimdi. 1956 yılında İstanbul altın bakkal'da bestelemiş.

   Arkasında Şeyip Ayhan Özışık'ın yine düyek usulü Zirgüleli Hicaz şarkısı "Senede Bir Gün" yankılanıyor. Güftesi de kendisine ait olan bu şarkıya 1965 yılında Ankara'da bestelemiş Şekip Ayhan Özışık.

   O bizim çok yakınımız. Abisi, Şekip Ayhan ve babası Raşit amca üçü beraber bana gelmişlerdi İstanbul'a İstanbul Radyosun' da ut kadrosuna girmesi için çalıştık Cevdet Çağlay'a sordum. Rahmicim biraz zor. Güzel çalıyor:ama kadromuz çok dolu dedi. Ankara'ya gönderdik. Ankara'ya gittiği dakika büyük bir bestekar oldu. 49 yaşında vefat etti. bey fendi efendi bir insandı Çok mütavaziydi. İsteseydi o zamanlar her yerde her iş tutardı.

   Gündoğdu duran ise Tarih öğretmeniydi Konyalı, Karamanlı. O zamanlar Konyanın kazasıydı Karaman. Müzik bilgisi çok iyiydi, titizdi, temizdi."

   Neşeli bir şarkı çalınıyor son olarak, Bestesi ve Güftesi  Zeynettin Maraş'a ait. Düyek usulü nihavend bir beste "İnleyen Nağmeler"

   İnleyen nağmeler ruhumu sardı

   Bir rüya ki, orda hep şarkılar kaldı

   Uçan kuşlar, martılar

   Yeşil, tatlı bir bahar

   Gülen şen sevdalılar vardı

 

 

GERİ

 


 

 

A. Rahmi Kalaycıoğlu Türk Musikisi Yayınları

Rasimpaşa Mahallesi
 Yavuztürk Caddesi(Minibüs Yolu)
 Nuh Bey Sokak No: 2/E(Camcı'nın yanı)
 Tlf ve Fax: 0 216 418 34 32
info@turkmusikisikulliyati.com