|
Kadıköy,
Altıyol!a doğru çıkan söğütlüçeşme Caddesi boyunca yürüyerek
Aktaş elektirik binası' nın solundan Siftah Sokak'a girin
küçük kırmızı bir tabelanın işaret ettiği Siftah apartmanı'nın
1 numaralı dairesi.Kapıyı 30 lu yaşlarında bir kadın açıyor
Etraf, "Türk
Musikisi Bestekarları Külliyatı"ciltleri ve fasikülleriyle
dolu .Rahmi Kalaycıoğlu Üstü kitap ve fotoğraflarla dolu bir
masanın başında oturuyor.Önünde Cumhuriyet kitap eki...Masanın
arkası Türk Sanat Müziği kokan kitaplar tarafında işgal
edilmiş raflarla örülmüş . Atatürk posteri ve 1996 tarihli
Zeki Müren takvimi,Rahmi Kalaycıoğlu' nun Açtığı sergilerin
fotoğraflarıyla çevrili duvarlara asılı duruyor,
Rahmi
Kalaycıoğlu 38 yıl emek vererek 75 ünlü bestekarın 1088 nota
ve güfte eserini 75 fasiküllük dört ciltte toplamış
Bir yandan
kuşburnu çayını içerken bir yandan da külliyatından
bahsediyor. 73 yaşında. yüzünden yılların izi okunuyor. 1926
yılında Beypazarında doğmuş. 5 yaşında Ankara'ya
taşınmış.Yüksek Ticaret Mektebin' de okumak için 1945 yılında
İstanbul a gelmiş,
Mektebi
bitireceğime yakın İstanbul Radyosu açıldı.Bana orada bir
görev teklif edildi,mali işlerle beraber muhasebe ve idari
işler de yaptım.Zaten medya olarak İstanbul Radyosu,İstanbul
Üniversitesi, Vilayet ve belediye vardı, benim onüç sene
kadar hizmetim oldu radyoya
1960 - 63
yılları arasında İstanbul Turizm Müdürlüğü görevini üstlenmiş.
Bu arada külliyata yer verdiği bestekarların bir çoğuyla
tanışma fırsatı bulmuş. Külliyat fikrini 1959 yılında bestekar
Mustafa Nafiz Irmak Çamlıtepeye açmış.
O da mali
bakımdan sıkıntılıydı. Çok iyi olurdu. dedi Bu notalar
basılırsa iyi olur, ileriki tarihlerde, gelecek kuşaklara
güzel bir şey kalmış olur.dedi . Beni teşvik ettiler ben de
dedim ki, bunların baskısına girerim ancak gerçekten
müzisyenler kimseye nota vermezler, bu konuda çok hassastırlar
"Bunları
imzalar, bunlar doğrudur, kontrolümden geçti, derlerse bende
böyle bir işe teşebbüs ederim, dedim.Tabii, dedi
memnuniyetle,"
Notalar alınıp
uzman kişilere yazdırılmış sonuçta bu çaba bugünlere kadar
ulaşmış Kalaycıoğlu, Cumhuriyet döneminde 75 bestekarın
notalarını aynı metot üzerine kendi müsaadeleriyle,
yazılarıyla yayımladığını söylüyor."Bu iş, bir devlet yayını
gibidir, Kültür Bakanlığı yayını gibidir kişisel
imkanlarımla.İcabında çoluğumun çocuğumun rızkından kesmek
suretiyle bugün ciddi bir hale geldi.
5. cildin
hazırlıkları sürüyor ölünceye kadar devam edeceğim.Benden
sonrada eşim, kızım sürdürecek, bunun sonu yok ."
Bulunmaz imzalar
Selahattin Pınar'dan
Sadettin Kaynak'a kadar tüm bestekarların notalarını kendi
imzalarıyla bugün'den sonra hiç kimse bulamaz, yayınımız
kültür kağıdından devam ediyor, haftalık dergiler çok lüks
kağıtlara basılıp atılıyor.Fakat biz böyle kalıcı yayını
maalesef bu kağıtlarla idare ediyoruz."
40 yıldır devam eden bu
maceranın nicesi neye dayanıyor? Müziğe ilgi nereden geliyor?
Rahmi Kalaycıoğlu anlatıyor .
"Çocukluğum Ankara'da
geçti .O zamanlar Ankara'da 34 - 35 bin kişi var
Sarıkışla'yla aramızda aramızda 500 metre mesafe.Karşımızda
askeri alay, sabahları saat 6.30 da borazan çalar, asker ayağa
kalkardı. Bandolar çalar filan...O bando bizi çok etkilerdi 30
- 40 kişilik bando heyetinin başındaki yüz başının elindeki
sopayla bizi Ulusa kadar götürdüğünü hatırlıyorum.Kaç defa 3 -
5 çocuk gitmiştik.Ankaralı olmanın kazandırdığı sanat ve halk
müziği sevgim var. O nedenle külliyat fikri ortaya çıkınca,
ileriye dönük bir hizmet olur düşüncesiyle bu yıla kadar
geldik."
Külliyatda kimler yok ki.
Birinci ciltte Cevdet Çağla'dan Sadettin kaynak'a, Selahattin
Pınar'dan, Zeki Müren'e, Melahat pars'tan, Yesari Asım Arsoy'a,
kadar bir çok bestekar var, İkinci ciltte ise, Şekip
AyhanÖzışık, Avni Anıl, Arif Sami Toker, İsmet Nedim Saatçi
gibi isimler var Üçüncü cildin bestekarları arasında
Zeynettin Maraş, Gündoğdu Duran, Gültekin Çeki, Mutlu Torun
gibi kişiler bulunuyor. Dördüncü ciltte Teoman Alpay'dan
Rıdvan Lale'ye, Zekai Tunca'dan Erdoğan Berkere kadar uzanan
toplam 15 bestekar var.
Bestekarlar arasında Münir
Nurettin Selçuk yok,O'nu artık imzasız yayınlayacağız
herhalde.Kızıyla konuştuk, bir de Timur Selçuk'la konuşacağız
Bestekarların tüm eserlerini basamadık. Bir Sadettin Kaynak'ın
1000'i geçkin bestesi var, biz sadece 14 tanesini basdık.
Hepsini bassak toplam 28 bin tane sözlü eser eder.Bunu daha
TRT bile yapamadı 35 yıl sonra 250 tanesini içiren bir kitap
yayımladı, İkincisi hazırlanıyormuş. Tabii TRT'de 6 bin kişi
var.Para var , arkasında devlet gücü var.Bizim ciltler topla
20 milyon lira
Besteleri neye göre
seçtiğini soruyoruz.
"Esas seçimi bestekar
yapıyor.En meşhurlarından üç beş tane koyalım, bir kaç tane de
az duyulmuş, İki üç tane de yeni bir şey koyalım diyorum tabii
bestekarlar, bunlar benim evlatlarım hangisini seçeyim,diyor"
Günümüzde alaturka
musikisinin, kendi alıştığından farklı olduğunu söylüyor.
Dünya değişiyor,
diyorlar.Musikinin de temeli var.Örneğin Bir bahar akşamı
rastladım size ' manasıda güzel, müziği kendiside. İlhan-ı
aşkını ifade ediyor. Cumhuriyet dönemi öncesi Bestekarları
Dede Efendi, Hacı Arif bey ve şevki beyda güzel.Bir seride
onlardan yazacağım iki cilt kadar.30 tanesi seçilmiş
vaziyette.
Onların notaları
hazırlanıyor sadece notalarıyla değil, bulabildiğim
fotoğraflarıyla, biyografisiyle yayımlacağım, Nerede doğmuş,
nasıl ölmüş, yattığı yer neresi."
Yeniler değişik şarkılar
yapıyor, ama gençliğin hoşuna gidiyorsa yapılsın diyor Rahmi
Kalaycıoğlu
"Gençlik bu musikiyi
sevmeye başlasın yeter ki gençlik "kıl oldum abi" demesin,
bunlar musikide değil, sibel can çok güzel bir hanım.Ama o
kadar okuyabilir.Avşar kızı, Hülya Avşar...Bunlar işin
tiyatrosundalar. Türk Sanat Müziği okudukları için teşekkür
ederim
Eğer bunu türk sanat
müziği kabul ediyorlarsa öbürküsünden iyi."
Yeni dönem popcuları iyi
bulmuyor
"Geçen mecliste
konuşuyorduk. Dedim bunların hepsi 20 kişi. Yarısı vergi
kaçırıyor.Hepsinin arkalarında dosyalar var.Maliye
peşlerinde.Erkekleri on tanesinden 5 tanesi askerden kaçıyor,
böyle bir karmaşa.Eskiden böyle şeyler yoktu. Ter temizdiler
Rahmi Kalaycıoğlu
etkilendiği alaturka eserlerin sayısının çok olduğunu
söylüyor."En çok sevdiğim bestekar Teoman Alpay, Onun
samanyolu ve kıskanırım' ı...bir kaç tane daha sevdiğim
bestesi var En şahanesi tabi Selahattin Pınar.
Pınar ve Kaynak
Selahattin Pınar'ı kendi fasikülü
için yazdığı ön sözü okuyor.
Rahmi Kalaycıoğlu cidden güzel ve hayırlı bir işe girdi.
Bir gün gelecek şarkılarımız belki de tamamen ortadan
kalkacaktı. Ezberledim artık. Türk Musikisini devamı sanki
benim teşebbüsüme bağlayan bir yazı. Bu çok enteresan bir şey.
Yani size daha açık söyleyeyim. Sayın Demirel bana 5 tane
kağıt yazacağına böyle, bir tane Selahattin Pınar yazsın.
Eşi Nuriye Kalaycıoğlu
giriyor araya. 6 senedir tanışmışlar. Rahmi Kalaycıoğlu 'nun
yanına yardımcı olarak girmiş. 2 senedir evliler.
Senin lafını da böyle
koyacaklar ha
"Koysun ya sanatçı başka yönetici başka"
Tekrar beğendiği beste ve
bestekarlara dönüyor.
"Tabi Sadettin Kaynak en büyükleri eser sayısı en çok olan
kişi Selahattin Pınar'da dantelle işlemiş müziği. Beste sayısı
az 175 tane. On tanesi güzel olmak şartıyla yeter de artar
bile bir bestekara. Bazıları vardır , TRT,den 300 adet bestesi
geçmiş.Ama kimse bilmiyor, şarkıyı tanıyan yok, dinleyen yok,
çalışan yok. Bir bahar akşamı rastladım size, Selahattin
Pınar'ın güzel bir bestesi. Gültekin Çeki'nin Eski Dostları
var.Külliyatı için uğraşırken bu bestekarların hepsi
hayatdaydı. Şimdi 32 si öldü.Kimisi erken kimisi geçti.
Hepsiyle karşılaştım,Her birinden 2 -3 tane hikaye anlatacak
olsam, 225 tane olur."
Birden geçmişe dönüyor
Rahmi Kalaycıoğlu.Selahattin Pınar'ı anlatmaya koyuluyor
"Selahattin Pınar, son
derece ciddi, dikkatlice konuşan biriydi, Çok temiz
giyinirdi.Kravat ve gömleği, elbisenin laciverti, yerine ve
zamanına göre titiz bir üstattır yani."
En çok kürdili hicazkar
eserleri seven pınar, 6 şubat 1960 cumartesi günü saat
19:35'te kadıköy' deki todori lokantasında yemek yerken kalp
krizi geçirerek vefat etmiş.Rahmi Kalaycıoğlu' nun dudağından
nameler dökülüyor hicaz makamındaki aksak usul "Bir bahar
akşamı rastladım size" nin son derece akıllı ve musikide
yeteneği olan kişi, diyor Sadettin Kaynak için
"Sadettin Kaynak'la
tanıştığımızda yatalaktı.Akıl, kafası, her şey yerindeydi.
Yardımcısı vasıtasıyla kalkıyor ve konuşabiliyordu.Külliyat
fikrini de duyunca o da çok duygulandı.Felçli olduğu için
fazla yazamamış.Önsözü de o söyledi ben yazdım. Hasta dönemine
rastladığım için 3 kez falan ancak konuşabildik. Atatürk'ün
çok sevdiği insanlardan biri. Sık sık toplantılarda bulunmuş ,
güzel şarkılar bestelemiş, yazmış etmiş."
İstanbul Taşkasap lı
Sadettin Kaynak'ın bestelerini sıralıyor tek tek. Doğuyor
Ömrüme" , "Bahar bitti güz bitti", "son ümidimde bitti" ve
güftesi Vecdi Bingöl'e ait 1932 yılında beyoğlu'da bestelenmiş
muhayyer, düyek usulü "Çile Bülbülüm Çile".
Teoman Alpay
Samanyolu'nun bestekarı
Teoman Alpay'a geliyoruz söz
"Benden 2 - 3 yaş küçük tü.
1960'larda o da Ankara Radyosun da şeflik yaptı. Sağlam bir
adam.Bir ara çok içti. İçmek güzel bir şey esasında ama
dereceli içmek lazım.Eğer teoman içmeseydi bu şarkıları
yapamazdı."
Nuriye Kalaycıoğlu,
Sadettin Kaynak içmiyordu diyor.
"Dini bütün bir insanmış,
yüksek okul mezunuydu.Çok kültürlü bir adamdı. O içmeden de
çok güzel şarkılar yapmış."
Neyse, deyip Teoman
Alpay'a dönüyor yeniden.Biraz heyecanlı biraz da çoşkuyla
anlatıyor.
Benim en sevdiğim
bestekarlardan bir tanesi.22 tane şarkısını koydum külliyata,
20 tanesi kral şarkı. 'Nasıl geçti habersiz', 'At kadehi
elinden'...Hep içki üzerine ama sevginin en güzellerini yazdı.
Eşi tekrar söze giriyor.
"İçkiyi kullanmayan
fazla.Ne gerek var bu kadar içki üzerine konuşmaya."
"Bir ara içkiye çok
alışmıştı.Neyse düzene soktular.O nu seven çok yakın bir
dostu. Biraz himayesine aldı.Şimdi durumu çok iyi.Hem çalınan
şarkılardan aldığı hasılat açısından iyi, hem de annesinden
kalan o arsa çok kıymetli bir arsa, denize cok yakın ona beş
katlı bir bina yaptı.Üçüncü mütahite verdiyse ikisi ona
kaldı.Şimdi rahatladı."
Yesari Asım Arsoy
Anılar arasında Yesari
Asım Arsoy var .
"Rahmetli 90 yaşına kadar
yaşadı. Son derece akıllı, zeki bir insandı.Musiki onun yaşam
biçimiydi.Musikiyle hep iç içeydi İstasyonda yalnız başına
oturup müzik terenüm ederken beste yapardı.Çok değişik
kuvvetli, hareketli eserleri var. Bana derdi ki:
"Rahmi bey, siz başbakan
olmalıymışsınız Niye hocam derdim.Sen çok ciddi, söylediğini
virgülünde.Saatinde yapan birisin derdi."
Dr Bülent Günden , Milli
Musikimiz dergisindeki yazısında, Yesari Asım Arsoy için
şunları söylüyor:
"Dinlediğim plaklarda
sesler arasında bir tanesi beni çok büyülerdi. O okuyuş, o
ses, kulaklarımızdan gitmez, tüm benliğimi sarardı. Bu üstat
ileride hayatımın akışını tesir edecek. Yesari Asım Arsoy'du.
1954 yazında, bir akrabası vasıtası ile Erenköy'de tanıştı.
Kendi isminin koyduğu "Sahray-ı Cedid Dar-ül İlham Yesari
Arsoy!u Yaşatma Derneği'nde eserlerinin meşk ederken, ruhu
hep bizlerle oluyor."
Yesari Asım'ın besteler
arasında "Perişanlar Saçlarım, Aşkımın Ağıdıdır", "Al Goncayı
Veremedim, Yar Yüksekte", ve sahilde, O Hoş Buselerimi Aldığım
Akşam" gibi eserler yer veriliyor.
Arif Sami Toker
Rahmi Kalaycıoğlu' nun
tabiriyle "Zamanımızın Dede Efendisi'ne " geliyor sıra
"1900'lü yılların Dede
Efendisi derler Arif Sami Toker'e. Yani şurada araba arıza
yapsın, ondan çıkan sesi burada notaya döker. Fakat işte belki
de özel yaşamındaki sağlıksız hareketler, iki üç defa
evlenmesine vesile oldu.Anadolu turlarına çıkıp para kazanma
sevdasına düşüp. Tahsili yoktu. Askerdeyken gelip şarkı okumak
pek caiz değildi. Bu nedenle İstanbul Radyosu'nda okuduğu
zamanlarda parayı verebilmek için Çoşkuner soyadını ekledik
adına. Sevdiğim bir insan dır. Çok da talebe yetiştirmiştir.
Fakat sünnet düğünlerine, o düğünlere bu düğünlere para
kazanmak gayesiyle gitti .
Esasında Arif Sami kendini
bir çekseydi başkaları gibi kenara, onunla görüşmek kolay
olmazdı. Üç beş sekreterden geçtik ten sonra anca."
Gültekin Çeki
Ve "Eski Dostlar".
Bestekarları Gültekin Çeki. Yürük semai usulü rast şarkının
güftesi Hayri mumcu' ya ait.
"Gültekin Çeki, çok
beyefendi insanlardan biridir. Spor ve Gençlik Bakanlığı'nda
müsteşar yardımcılığı yaptı. bir yerde bürokrattır. Şu an da
Antalya'da, bir ara Antalya Spor Kulübü'ün başkanlığını yaptı.
Son derece iyi dostluğumuz olan pek sevdiğim bir kişidir.
Müsteşar yardımcısıyken gece olduğunda beni çağırın okurum,
demişti. Eski dostlar çok mkalıcı bir eser değilmi? Eski
dostların notasını tebrik kartına yazdım Antalya'ya yolladım.
Hemen bana mektup yazdı.Çok gururlandım, dedi
Zeki Müren
Alaturka musikisin' deki yolculuğumuz Zeki Müren'le sürüyor. O
nun Türk Sanat Müziğine ne getirip ne götürdüğü çok
tartışıldı. Büyük larousse ta onun için şunlar yazılıyor.
"Yaklaşık 40 yıl boyunca
parlak ününü korumayı başardı. Diksiyona verdiği büyük önemle
'Alaturka' cıların çok büyük bir bölümünün etkiledi.
'Alaturka'ya tango şarkılarının uslübunu ve sahne disiplini
getirdi."
Rahmi Kalaycıoğlu
Zeki Müren'i şöyle anlatıyor:
"Zeki Müren çok enteresan,
onu etraflıca konuşabiliriz, ben onu radyoda her hafta
görüyordum. Külliyatı için Feriha Tunceli'ye beraber
şişli'deki Müren apartmanına gittik. Apartmanı vardı. O
zamanlar apartman almak ne demek ti. Herkes 150 liraya ayda
çalıştığı zaman o apartmanı alıyordu.
Feriha, Zeki ve ben üçümüz
salondaki büyük halının üzerine oturup bağdaş kurduk. Notaları
ve fotoğrafları getirip halıya serdik. Seçiyoruz filan hayat
hikayemi' de bir kaç gün sonra veririz dedi, izin için yazıyı
yazdırdım. Ondan sonra dedim altına bir imza at. Bak dedi
Kalaycıoğlu çok güzel bir iş yapıyorsun. Ben imza atmadan
evvel konserci gelir masanın üstüne parayı koyar imzayı ondan
sonra atarım. Ama size hemen atıyorum. Ben de sağolun teşekkür
ederim, size de bir yüzde 20 filan vereceğim, dedim. Yani 1, 5
liranın yüzde 20 si 30 kuruş. gerek yok dedi.
Kimileri onun bazı
bestelerini şükrü pınar yapmıştır falan, filan diyor.
Söylenir, bazı şeyler olabilir, mühim değil, mademki birisi
çıkıp benim demediğime göre onundur."
Rahmi kalaycıoğlu
hayıflanıyor. Kısa bir süre içinde çıkardığı Milli Musiki
dergisi yerine. Zeki Müren mutfakta patlıcan kızartıyor, Zeki
Müren ayakkabılıkta ayağını silerken diye kitap çıkardıysam
bir kaç milyon satardı diyor.
"Zeki Müren için bir kitap
düşünüyorum esasında. Ama ciddi. Yazıldı bir kaç tane ama
roman gibi yazıyorlar. Bir gün onunla sarhoş olan iki adamın
anlattıkları yazılmaz. Zeki Müren'i Fahrettin Aslan
anlatabilir. Ona para vermiş, kadrosuna almış, beraber
çalışmış.
Zeki Müren'in öldüğü
günün akşamında 20 senelik avukatıyım diyen bir adam 'Zeki
Müren hiç içki içmezdi' diyor. Zeki Müren program bittiği
zaman bir viskiyi yarım saatte içerdi.Demek o viskiyi içki
saymıyor Böyle yalan dolan hikayeler anlatıyor. Zeki Müren'in
ağzından iş lafı çıktığı zaman mutlaka yapardı. Şimdikiler
gibi kıvırmazdı. Bir çok tenkit edilen yönü vardı. Ama sözünün
eriydi.Kaprisler olmuyormu oluyor.
Mesela Fahrettin Aslan
belki sıkıntılarını çekmiştir. Kafaya çekerek gelmişse o gün
belki ters şeyler söylemiştir, içkisi de belliydi. Programda
halkın karşısına çıkıncaya kadar masaya çekilir, masanın bir
köşesinde beklerdi. Zeki Müren'i şimdiden unutmaya
çalışıyorlar. Yeniler çıkıyor, taklitler çıkıyor. Zeki Müren
Türk musikisinin en iyi okumuş bir insan. Duyarak, insanların
sevdiği şekilde. Onun için Zeki Müren unutulmaz.
Bir anısını tazeliyor
Rahmi Kalaycıoğlu.
Zeki Müren de orada okuyor o
gece. Emin Yayman, esas gazinocular kralı oydu. Fahrettin
Aslan da onun yardımcısıydı. Yani ortağıydı. Biz Emin Yeyman
la konuşuyoruz Tabii Zeki Müren her yarım saatte bir sahneye
elbise değiştirip çıkarıyor. İkinci çıkışı mıydı neydi. Bana
baktı "Rahmi bey görüyormusun halimi, şapır şapır ter
damlıyor, Çok kolay kazanıyoruz zannediyorlar' dedi."
Bestesi ve güftesi Zeki
Müren'e ait olan düyek usulü hüzzam şarkı "Bu hazan yine
kalbim"çalıyor şimdi. 1956 yılında İstanbul altın bakkal'da
bestelemiş.
Arkasında Şeyip Ayhan
Özışık'ın yine düyek usulü Zirgüleli Hicaz şarkısı "Senede Bir
Gün" yankılanıyor. Güftesi de kendisine ait olan bu şarkıya
1965 yılında Ankara'da bestelemiş Şekip Ayhan Özışık.
O bizim çok yakınımız.
Abisi, Şekip Ayhan ve babası Raşit amca üçü beraber bana
gelmişlerdi İstanbul'a İstanbul Radyosun' da ut kadrosuna
girmesi için çalıştık Cevdet Çağlay'a sordum. Rahmicim biraz
zor. Güzel çalıyor:ama kadromuz çok dolu dedi. Ankara'ya
gönderdik. Ankara'ya gittiği dakika büyük bir bestekar oldu.
49 yaşında vefat etti. bey fendi efendi bir insandı Çok
mütavaziydi. İsteseydi o zamanlar her yerde her iş tutardı.
Gündoğdu duran ise Tarih
öğretmeniydi Konyalı, Karamanlı. O zamanlar Konyanın kazasıydı
Karaman. Müzik bilgisi çok iyiydi, titizdi, temizdi."
Neşeli bir şarkı çalınıyor
son olarak, Bestesi ve Güftesi Zeynettin Maraş'a ait. Düyek
usulü nihavend bir beste "İnleyen Nağmeler"
İnleyen nağmeler ruhumu
sardı
Bir rüya ki, orda hep
şarkılar kaldı
Uçan kuşlar, martılar
Yeşil, tatlı bir bahar
Gülen şen sevdalılar vardı |